arşiv

‘haberler’ kategorisi için arşiv

eelence

Cuma, 03 Eyl 2010

Son zamanlarda eelence‘yi İstanbulda çok görür olmaya başlamış olabilirsiniz. Eelence size o kadar iyi gelecek ki yerinizde duramayıp sürekli olarak onu isteyebilirsiniz. Özgür Aras’ın konseptini oluşturduğu eelence’ye Özgür Aras herkesi davet ediyor. Gizli olarak sürekli kendi kendine mekanı hazırlayan Aras “Kendim gibi bir mekanım olsun istedim” sözleri ile ne kadar iddalı olduğunu da gösteriyor. İş konusunda çok kaliteli çalışmalar çıkaran ve bir çok ünlüye menejerlik danışmanlık yapan Özgür Aras pop, alaturka ve arabesk kültürlerini sentezleyerek güzel bir mekan yaratmış.
Özgür Aras, eelence de “Aşk var, flört var, ayrılık var, acı var, hüzün var, …

haberler , , ,

Yargıtay üyesi ses kaydını kabul etti, istifası bekleniyor

Cuma, 03 Eyl 2010

Yargıtay üyesi Aktan, Cumhuriyet’e verdiği röportajda ‘Hayır için Öcalan’a ihtiyaç var’ dediği skandal konuşmayı inkâr etmedi, ‘analiz ve günlük sohbet’ olarak nitelendirdi. HSYK Başkan Vekili Özbek’in ‘kritik yapmışlar’ şeklinde yorumladığı konuşma Ankara’yı ayağa kaldırdı. MHP’li Şandır’a göre, “Adalet pusu kurmaz, bu kişiler o konumdan uzaklaştırılmalı.” AK Partili Kapusuz ise Yargıtay’a çağrı yaptı: “Bu rezalettir. 1 Ekim’e kadar bir şey yapılmazsa konu Meclis’e taşınır.”

Referandumda hayır çıkması için Abdullah Öcalan’a çok ihtiyaç var’ dediği ileri sürülen Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan, internete düşen skandal kayıttaki sesin kendisine ait olduğunu doğruladı. Kaydı, “Günlük sohbetlerin montajlanması” şeklinde değerlendirirken, konuşmaların Yargıtay binasının yakınındaki bir araçtan dinlendiğini ileri sürdü. “Bölge oylarının önemli olduğunu konuştuk. Oylarda bir bloklaşma olması halinde bunun kötü olacağını…” diyen Aktan, konuşmayla ilgili tarih verdi. Bunun geçtiğimiz mart ve nisan aylarındaki sohbetler olduğunu savundu. Röportajında skandal konuşmayı ‘analiz’ olarak değerlendiren Aktan’ın sözleri, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in dünkü açıklamasıyla da örtüştü. Özbek, skandal konuşmayı, ‘birilerinin kendi aralarında yaptıkları kritik’ diye yorumladı. “Şimdi iki insan baş başa konuşurken çok özel şeyleri de konuşabilir.” ifadesini kullandı. Toplumda infiale yol açan skandal, Ankara’da şok etkisi yaptı. MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, söz konusu anlayışın yargının üst kademelerinde bulunmasını Türkiye’nin talihsizliği olarak değerlendirdi. “Adalet pusu kurmaz. Tuz kokmuş demektir. Böyle bir konuşma yapıldıysa bu kişiler, adalet dağıtma konumundan uzaklaştırılmalı.” dedi. Konuşmayı nefretle kınayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz ise ses kayıtlarına ilişkin bir yalanlama gelmediğine dikkat çekti: “Bu, hukuk adına bir rezalettir, hukukçu adına bir vahamettir, ülke adına bir ihanettir. 1 Ekim itibarıyla, o güne kadar bir şeyin yapılmaması durumunda konu kesinlikle Meclis’e taşınacaktır.”

‘Referandumda Öcalan’a çok ihtiyacımız var’ sözünü böyle açıkladı: Gündelik sohbet, analiz!
Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan, üç gün önce internete düşen ses kayıtlarıyla ilgili ilk açıklamasını Cumhuriyet Gazetesi’ne yaptı. Açıklama, gazetenin dünkü sayısında ‘Dinlemelerden çok memnunlar’ manşetiyle verildi. Aktan, referandumdan ‘Hayır’ çıkması için teröristbaşı Abdullah Öcalan ve PKK ile işbirliğine gidilmesi gerektiği yönündeki sözlerini ‘analiz’ olarak değerlendirdi. Aktan, söz konusu konuşmaları ‘gündelik sohbetler’ diye yorumluyor. Aktan şu ifadeleri kullanıyor: “Sanki Güvenpark’ta bir araç var ve Yargıtay içindeki konuşmaları kaydediyor. Anlaşıldığı kadarıyla bunlar Yargıtay’daki ortam dinlemeleri. Değişik zamanlardaki konuşmalar sanki tek bir konuşmaymış gibi birden fazla montajlanıyor. Yeni de değil. Tahminime göre mart ya da nisan ayında. Bekletip bekletip servis yapıyorlar, referandum yaklaştıkça. Belli gazete ve televizyonlar aracılığıyla da çarpıcı, şok başlıklarla veriyorlar. Söz gelimi sanki Turgut Kazan Bey’le Selahattin Demirtaş arasındaki bir görüşmeyi ben sağlamışım ya da önermişim gibi bir montaj yapılmış. Böyle bir şey asla söz konusu değildir. Abdullah Öcalan ile ilgili değerlendirmelerim bir analiz. Bizim konuştuğumuz dönemde evet ya da hayır gibi kavramlar yoktu. Bölge oylarının önemli olduğunu konuştuk. Oylarda bir bloklaşma olması halinde bunun kötü olacağını… Düşündüğümüz şu, basına da yansımıştı ‘Biz Türklerin iç çatışmasına taraf olmayacağız’ diye. ‘Türklerin referandumudur, bizi ilgilendirmez’ biçimindeki bir yaklaşımın son derece tehlikeli olduğu, ülkeyi bölünmeye götürebileceği analizidir. Bu çerçevedeki konuşmayı kesip kesip, montajlamışlar.”
Hamdi Yaver Aktan, referandumla ilgili konuşmadıklarını söylüyor. Ancak ses kaydında referandumun engellenmesinden bahsediliyor. Hamdi Yaver Aktan’ın kullandığı ifade aynen şu: “Turgut Bey’e dedim sen görüşüyorsun. Bunlarla görüştü, grupta falan gitti. Dedim bunu şey yapın. Referandum reddedilirse bu sayede reddedilir. Başka türlü olmaz dedim. Bu çok önemli dedim. Bunları referandumda yeneceksin. Yani Kürtler ‘evet’ derse gidiyor bu iş.”
İkinci olarak Aktan’ın konuşmasında geçen “Avukat Turgut Kazan BDP ile görüştü” iddiası BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tarafından doğrulanmıştı. Aktan’ın daha önce de internete düşen ses kayıtlarında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’i kurtarma planı yaptığı öne sürülmüştü.
<p><p><p><p><p><a href=”http://www.kure.tv/User/VideoWatch.aspx?ID=71897&embeddedplayer=v1″>Yargıtay Üyesi skandal sözleri itiraf etti</a></p></p></p></p></p>
http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1023378

haberler , , ,

‘İtibarlı dış politikanın anahtarı millet iradesinin egemenliğidir’

Cuma, 03 Eyl 2010

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ”İtibarlı bir dış politikanın da sağlıklı bir ekonominin de olmazsa olmaz şartı millet iradesinin egemenliğidir” dedi.

Davutoğlu, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’la birlikte geldiği Menderes Caddesi üzerindeki Müceldili Konağı’ndaki eşraf toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dış politikası ve 12 Eylül’de yapılacak referandum konularını değerlendirdi.
Erzurum’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Davutoğlu, ”Gerçekten eğer Anadolu’nun bir ruhu varsa, o ruh Erzurum’a sinmiş. Ne zaman o ruh darlansa, Erzurum’da bir teneffüs bulmuş” diye konuştu.
Davutoğlu, Erzurum’un Anadolu’nun kilidi konumunda bir il olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
”Erzurum Anadolu’nun kapısıdır. Erzurum bir kez olsun Allah muhafaza düşmüş olsaydı, Anadolu’da tutunmamız mümkün değildi. Ama böyle bir kilidi beklemeleri için toplumun en seçkin insanlarına, o kapının hakkını verecek olan insanlarına bir ilahi takdir bu vazifeyi vermiş ve siz buraları bekliyorsunuz. Buraları beklerken sadece Erzurum’u değil, Anadolu’nun bütününü neredeyse kuşatacak şekilde bekliyorsunuz. Biz Erzurum’a ve Erzurumluya böyle bakıyoruz.”
-DIŞ POLİTİKA-
Bakan Davutoğlu, bazen dış politika üzerinden konuştuklarında değişik mihrakların ‘bunlar biraz fazla iddialı, hayalperest’ yorumunda bulunabildiğini belirterek, ”Doğru biz iddialıyız. Eğer biz iddialı olmazsak açıkçası ne sayın bakanımın, ne benim, ne sayın başbakanımızın o koltukları işgal etmesinin anlamı yoktur” dedi.
”Bir iddia taşıyoruz. Bu iddianın gereğini yapmaya da bedelini ödemeye de hazırız” diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:
”Nedir bu iddia? Bu iddia, bu milletin tarih boyu tüm insanlığa sunduğu mesajı tekrar taşımak. Eğer böyle bir iddiayı bu millet taşımasaydı, sıradan bir insan topluluğu olurdu. Selçuklu Devleti bu topraklarda kurulmazdı. Eğer bizim atalarımız yine aynı iddialarla Anadolu’dan Rumeli’ye gitmemiş olsalardı, Osmanlı Devleti 600 yıl yaşayamazdı. Eğer bu iddiayı taşıyamasaydık, herkesin her şey bitti dediği anda Erzurum Kongresi yapılamazdı. Biz bir iddia sahibiyiz. Bu milletin dünyanın en itibarlı konumuna geleceğine inancımız tam. Hiçbir şekilde şüphemiz yok. Hiç kimseden korkumuz ve çekincemiz de yok.”
-REFERANDUM-
Davutoğlu, 12 Eylül’de yapılacak olan referandumun önemi bulunduğuna dikkat çekerek, ”Bu hükümet bu iddialı hedefleri gerçekleştirirken arkasında millet desteğini bir kez daha güçlü bir şekilde hissetmek istiyor. Ama bizim hükümet olarak bunu hissetmemiz tek başına bir hedef değil. Bu paketin kendisinin partilerle bir alakası yok. Aramızda siyasi görüşleri farklı olan kardeşlerimizde olabilir. Biz 12 Eylül’de güçlü bir destek aldığımızda, hükümet olarak bunu hisseder ve daha büyük bir azimle çalışırız” diye konuştu.
Anayasa paketinin alakasız konularla ilişkilendirildiğini ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Söz konusu değil. Açıp inceleyin. Esas olan irfan sahibi olmaktır. Biz bu milletin irfanına inanırız. Baktığınızda bu milletin zararına tek bir madde yok. Kadınlarımıza şehit yakınlarına, engellilere, çocuklarımıza, pozitif ayrımcılık veriyoruz. Bu mu, bu ülkeyi bölecek veya bu ülkeye zarar verecek? Çocuklarımızın istismarını engellemeyi anayasaya koyuyoruz. Bu mu zararlı? Bu milletin acziyet ifade etmeye hakkı yok. Ne kadar sıkıntı çekersek çekelim, bu toprağın hakkını vermemiz gerek. Böyle iddia üzerine konuşulduğu zaman. Neye güveniyorsunuz demişlerdi bir televizyon programında. 3 şeye dedim. Bir coğrafyamıza. Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki bu coğrafyanın hakkını verenler tarihte yükselir. İki tarihimiz. Üç insanımız. İnsanımızın gücüne inanıyoruz. Bu insanımızın önündeki engeller kaldırılırsa yapamayacağı yoktur.”
”Nerede bizden bir beklentisi, talebi olan varsa orada Türkiye olacak. Nerede bir uluslararası kuruluş varsa orada üye olacağız’‘ diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:
”Bayrağımızın dalgalanmadığı bir köşe kalmayacak. Kim ne derse desin. Bu milleti ayağa kaldırmanın şartı önce kendimize güveneceğiz. Şimdi böyle bir iddia üzerine dış politika yaparken bunun için işte vizeleri kaldırma üzerine çalışıyoruz. Küçük, büyük her ülkeyle kaldırıyoruz. Eskiden tam tersini düşünürmüşüz. Şimdi biz aksini yapıyoruz. Neden? Çünkü biz insanımıza güveniyoruz. Çünkü bizim insanımızın önündeki engelleri kaldırdığınız zaman ayrıca bir şey yapmanıza gerek yok. Tabi birileri bundan rahatsız oluyor. Türkiye’nin ekseni kayıyor diyorlar. Türkiye’nin ekseni Erzurum, Türkiye’nin ekseni Konya, Türkiye’nin ekseni Mardin, Türkiye’nin ekseni Edirne, bizim eksenimiz Anadolu toprakları. Kimse bizi artık bundan sonra başkalarının karar aldığı Türkiye’nin de bu kararı değerlendirerek genellikle o kararı uyguladığı ülke olmayacak. Karar alınacaksa masada biz olacağız. Söz söylenecekse önce sözü biz söyleyeceğiz. Başkası bir söz söylesin sonra bir tutum alayım demeyeceğiz.”
DEVAMI İÇİN

haberler , , ,

Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi

Cuma, 03 Eyl 2010

“(Hayır) için Öcalan’a ihtiyaç var” denilen ses kaydı için Yargıtay Üyesi Aktan “O ses bana ait, ancak montaj” derken Kazan, “BDP’ye gittim” dedi

Referandum’dan ‘hayır’ oyu çekmesi için Abdullah Öcalan’a ihtiyaç olduğu”, “BDP’nin ‘KCK operasyonlarıyla canınıza okuyacaklar’ diye ‘hayır’ safına çekildiği” şeklindeki konuşmaların yer aldığı ses kayıtlarına iki ayrı doğrulama geldi. Kayıttaki sesin sahibi olduğu iddia edilen Yargıtay 8. Daire Üyesi Hamdi Yaver Aktan, konuşmaların kendisine ait olduğunu ancak değişik zamanlardaki konuşmaların montajlandığını iddia etti. BDP’yi iknaya gönderildiği iddia edilen Avukat Turgut Kazan da “BDP’ye gittim, KCK’yı da konuştuk” dedi.
KONUŞMA BANA AİT AMA MONTAJ VAR
Hamdi Yaver Aktan, Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada, kayıttaki sesin kendisine ait olduğunu kabul etti. “Bunlar Yargıtay’daki ortam dinlemeleri. Değişik zamanlardaki konuşmalar sanki tek bir konuşmaymış gibi montajlanıyor. Yeni de değil. Tahminime göre Mart yada Nisan ayında” dedi. Turgut Kazan’ı BDP’ye gönderdiği iddiası için “Bu da montaj. Böyle birşey asla sözkonusu değil” diyen Aktan şöyle devam etti: “Bölge oylarının önemli olduğunu konuştuk. Oylarda bir bloklaşma olması halinde bunun kötü olacağını.”
DEMİRTAŞ İLE KCK’YI DA KONUŞTUK
Ergenekon sanığı Başsavcı İlhan Cihaner’in avukatı Turgut Kazan, BDP’li  Selahattin Demirtaş ile görüştüğünü ve KCK operasyonlarını da konuştuğunu söyledi. Görüşmenin Yargıtay üyesi Aktan’ın yönlendirmesiyle olmadığını söyleyen Avukat Kazan, “Kayıtlarla oynanmıştır. İlhan Cihaner’in durumunu görüşmek için Devlet Bahçeli, Deniz Baykal ve Selehattin Demirtaş’tan randevu alıp görüştüm’’ dedi. “KCK’yı konuştunuz mu”  sorusuna Kazan “Tam hatırlamıyorum. Demirtaş da böyle bir KCK operasyonunu görüşmüş olabileceğimizi söylüyor. Tabi ki görüşmüşüzdür” dedi.
ASIL SUÇ İÇERİK Mİ YOKSA DİNLEME Mİ?
Hamdi Yaver Aktan “O sesler bana ait ama montaj”, Turgut Kazan “Demirtaş’la görüştüm” derken, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ve HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, konuşmalardaki kan dondurucu sözler için ‘kabul edilemez’ deyip asıl büyük sorun olarak dinlemenin yasadışı yollarla yapılmış olmasını gösterdiler. Özbek, “Birilerinin kendi aralarında yaptıkları kritik. Asıl bunları tespit etmek suç” derken, Gerçeker ‘’Hukuki geçerliliği var mıdır, yok mudur, bilmiyoruz. Bunlar araştırılacak” dedi. 
Bir Yargıtay üyesi, bir hakim, bir insan böyle konuşmaz
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, yargıtay üyelerine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının içerik itibariyle hiçbir zaman tasvip edilecek bir şey olmadığını belirterek, ‘’Bir yargıtay üyesinin, hakimin, insanın söyleyebileceği, konuşabileceği şeyler değil. Bunlar hiçbir zaman tasvip edilecek şeyler değil’’ dedi. Gerçeker ‘’ses kayıtlarında Öcalan ile ilgili ifadelerin yer almasının’’ hatırlatılması üzerine de “konuşmaların çok çirkin beyanlardan oluştuğunu” söyledi.
İÇERİK DEĞİL ŞEKİL İNCELEMESİ
Haberlerin medyaya yansımasının ardından gerekli talimatları verdiğini ve araştırma-soruşturma başlatıldığını belirten Gerçeker, öncelikle ses kayıtlarının mahkeme kararıyla yapılıp yapılmadığına bakılacağını söyledi. ‘’Basında çıkan konuşmalar yasal mıdır, hukuki geçerliliği var mıdır, yok mudur, bilmiyoruz. Bunlar araştırılacak. Bize intikal eden duruma göre ne gerekiyorsa yapılacak’’ diyen Gerçeker, hep Yargıtaya yönelik yasal olmayan dinlemeler olmasına dikkat çekti.
HUKUKİ İSE GEREKEN YAPILACAK
Konuşmaların hukuki geçerliliği tespit edilmeden kesin bir yargıda bulunmanın da doğru olmayacağını vurgulayan Gerçeker, ‘’hukuk çizgisi içerisinde ne gerekiyorsa yapılacağını’’ söyledi. Daha önce de Yargıtay üyelerine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını anımsatan Gerçeker, konunun sonuçlanmadığını ve kendilerine bu konuda bir bilgi iletilmediğini kaydetti.
İçeriğini tasvip etmem
HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, Yargıtay üylelerinin “Öcalan’a ihtiyaç var” şeklindeki sözleri için ‘’birilerinin kendi aralarında yaptıkları kritik” olarak niteleyen Özbek, gazetecilerin ısrarlı soruları karşısında ‘’Ayrıntılarını bilmiyorum, ancak içeriğini tasvip etmek mümkün değil” dedi. Üzerinde asıl durulması gerekenin konuşulan konular değil, Yargıtay üyelerinin nasıl dinlendiği olduğunu savunan Kadir Özbek “Şimdi iki insan başbaşa konuşurken çok özel şeyleri de konuşabilir. Bunlar tasvip edilir, edilmez ancak bunları gizlice tespit etmek suçtur. Asıl bunun üzerinde durulması gerekir. Bu arkadaşlarımızın ne konumları ne imkanları itibariyle Öcalan ve benzerleriyle pazarlık edebilecek, bundan bir fayda bulabilecek imkanları da yok. Böyle bir şeyi gerçekleştirme şansları da yok. O sebeple bunu birilerinin kendi aralarında yaptıkları kritik olarak değerlendiriyorum. Bu şekilde yansıtılıp yargı aleyhine kullanılması son derece yanlıştır, maksatlıdır” iddiasında bulundu.

http://www.stargazete.com/politika/aktan-konusan-benim-kazan-gorustum-dedi-haber-291196.htm

haberler , , ,

ABD, Türkiye’den üs ve geçiş izni istiyor

Cuma, 03 Eyl 2010
ABD’nin, Irak’taki ağır teçhizatı için Türkiye’den transit geçiş izni talep edeceği bildirildi.
7 yıllık bir işgalin ardından Irak’tan çekilmeye başlayan ABD’nin, Irak’ta bulundurduğu ağır teçhizatlarının ABD’ye gönderilmesini sağlamak için, Türkiye’den transit geçiş izni talep edeceği belirtildi.
Resmi temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gelecek olan ABD Genel Kurmay Başkanı Michael Mullen, Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ile yapacağı ikili görüşmelerde bu konuyu gündeme getirecek.
Edinilen bilgiye göre ABD’nin talepleri arasında Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden ABD’ye dönmesi bulunmuyor. Washington yönetiminin talebi, ABD kara ve hava kuvvetlerine ait ağır teçhizatların (tank, ağır zıhrlı, uzun menzilli toplar, mobil radarlar, hava savunma sistemleri) Türkiye üzerinden ABD’ye dönüşünün sağlanmasını kapsıyor.
İKİNCİ BİR TALEP DE VAROrgeneral Michael Mullen’ın, Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’den ikinci bir talepte bulunması da bekleniyor. NATO ile birlikte füze savunma sistemi geliştiren ABD, Türkiye’ye de kitle imha silahları ile mücadele çerçevesinde bir erken uyarı sistemi ve füze bataryaları yerleştirmek istiyor.
Bu konudaki talebini daha önce Ankara’ya ileten Washington, Türkiye’den henüz müspet veya menfi bir cevap alamadı.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, Washington’da gerçekleştirdiği temaslar esnasında Türkiye’nin füze savunma sistemi konusunda nihai kararını vermediğini ve bu konuda bir çok çekincesinin bulunduğunu dile getirmişti.
ANKARA İSTEMEZSE, BULGARİSTAN VEYA ROMANYAABD’li yetkililerden William Burns ile Phil Gordon ise Türkiye’nin Kasım ayında yapılacak olan NATO zirvesine kadar bir karar alması gerektiğini hatırlatarak, Ankara’nın bir cevap vermemesi halinde, sistemlerin Romanya ve Bulgaristan’a yerleştirileceğini kesin bir dille bildirdi.
Bu çerçevede ABD Genelkurmay Başkanı da Ankara’da yapacağı temaslar esnasında TSK’nın görüşünü sorması ve hükümete olumlu yönde tavsiyede bulunmasını talep etmesi bekleniyor. Ankara ise bu konudaki görüşmelerin referandumunun ardından ele alınmasını talep ediyor.
Gündemde yer alması beklenen bir diğer konu da terörle mücadele ve Afganistan. Mullen, Türkiye’nin Afganistan’da üstlendiği Kabil Bölge Komutanlığı görevinin bir yıl daha uzatılması yönündeki talebini bir kez daha dile getirecek.
Terörle mücadele başlığında ise istihbat paylaşımı konusundaki işbirliği değerlendirilecek.

haberler , , ,

Ortadoğu’da iki haftada bir barış aranacak

Cuma, 03 Eyl 2010

İsrail ile Filistin arasındaki doğrudan barış görüşmelerinin ilk turu sona erdi. ABD’den, ‘verimli’ değerlendirmesi gelirken, liderlerin iki haftada bir 
biraraya gelecekleri ifade edildi.

ABD’nin Ortadoğu özel temsilcisi George Mitchell, İsrail ile Filistinlilerin doğrudan müzakerelerin ikinci turunu 14-15 Eylül’de yapmaya karar verdiklerini söyledi.
Mitchell, düzenlediği basın toplantısında, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun verimli bir görüşme yaptıklarını söyledi.
George Mitchell, liderlerin ikinci turu eylülde bölgede yaptıktan sonra her iki haftada bir biraraya gelmeyi kararlaştırdıklarını bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile kendisinin de 14-15 Eylül’deki görüşmelere katılacağını belirten Mitchell, görüşmenin yeri konusunda henüz karara varılmadığını söyledi.
Filistin ile İsrail arasındaki doğrudan görüşmeler 2008′in Aralık ayında kesilmişti.

ABBAS’DAN NETANYAHU’YA
Öte yandan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, barış görüşmelerinin başlaması dolayısıyla düzenlenen törende, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya hitaben, “Güvenlik konusunu hem bizim hem de sizin için önemli ve hayati olarak görüyoruz, sizin ve bizim güvenliğimize karşı herhangi birinin eylemini kabul edemeyiz” dedi.

Batı Şeria’da 4 İsrailli yerleşimcinin öldürüldüğü saldırıyla ilgili soruşturmanın gelişme gösterdiğini söyleyen Abbas, güvenliğin “Filistinliler ve İsrailliler için bir hak olduğunu” belirtti ve “bu konu üzerinde ciddi olarak çalışma” güvencesi verdi.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25128645//

haberler , , ,

Yüzde 80 Şansı var

Cuma, 03 Eyl 2010

Sağlıklı yaşamıyla ünlenen Mehmet Öz’ün kanser olduğu şüphesi hayal kırıklığına neden olurken, uzmanlar Öz’ün erken tanıyla yüzde 80 kurtulma şansı olduğunu söyledi

Sağlık kitapları, yaşam tarzıyla idol olan dünyaca ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz’ün kolon kanseri olduğu şüphesi, kanserden korunmak için sağlığına dikkat edenleri de şoke etti. Dr. Öz  “Sarsıldım. Her şeyi doğru yapmıştım” açıklaması yaparken“Kendine bu kadar iyi bakan bir doktor nasıl kanser olabilir?” sorusu gündeme geldi. Dr. Ender Saraç, “Kimse sağlık tanrısı değil” derken, Erkan Topuz ise “Önemli olan 20 yaşından önce sağlıklı beslenmek” dedi. İşte doktorların görüşleri:
ŞÖHRETİN BASKISI BÜYÜK
• Prof. Dr. Erkan Topuz (İ.Ü Onkoloji Enstitüsü Başkanı): Çok iyi yaşasanız da kolon kanseri olmazsınız diye bir şey yok. Önemli olan 20 yaşından önce beslenmeye dikkat etmek. Doğru beslenmeye erken başlarsanız kanserden yüzde 60 oranında korunursunuz. Kolon kanseri, yenilebilir. Erken tanıyla yüzde 80 kurtulma şansı var.
• Dr. Ender Saraç:  Daha derin unsurlar var. Ruhsal gelişim ve kader gibi. Sadece genetik yapımız, yiyip içtiklerimiz değil, bazı spiritüel teknikler de önemli. Şöhret ve batı tarzı yaşantı da insana büyük stres yüklüyor. Elektromanyetik kirliliğe, GDO’lu gıdalara maruz kalırsanız risk altındasınız. Kimse sağlık tanrısı değil.
• Prof. Dr. Cem Kalaycı (Gastrointestinal Endoskopi Derneği Başkanı): Kolon kanseri, dünyada en sık görülen ikinci kanser türü. Yaşantınıza çok dikkat etseniz bile yakalanabilirsiniz. Korunmanın tek yolu 50 yaşından sonra kolonoskopi çektirmekten geçiyor. Böylece erken teşhis mümkün olur.
http://www.stargazete.com/guncel/yuzde-80-sansi-var-haber-291172.htm

haberler , , ,

Bilim Araştırma Vakfı’nın Görkemli İftarı

Perşembe, 02 Eyl 2010

ÖNCE VATAN

haberler

Ergin’den ŞOK ses kaydı yorumu!

Perşembe, 02 Eyl 2010
Adalet Bakanı Ergin: ‘Referandum sürecinde Öcalan’a çok ihtiyaç var’ sözü siyaset dışı aktörlerin işbirliğini ortaya koyuyor…
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Yargıtay üyeleri arasında geçtiği öne sürülen “Referandum sürecinde Öcalan’a çok ihtiyaç var” sözlerinin siyaset dışı aktörlerin işbirliğini gösterdiğini söyledi. Kanaltürk ve Bugün TV’de yayımlanan “Temsilciler Meclisi” programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ergin, Yargıtay 8. Daire Üyesi Hamdi Yaver Aktan ile 8. Ceza Dairesi Başkanı Yusuf Uluç ile 10. Hukuk Dairesi üyesi Fatih Arkan arasında geçtiği iddia edilen görüşmeye ilişkin ses kaydına da değindi.

Bakan Ergin, “Şayet bunlar doğruysa oldukça vahim iddialar. Referandum sürecine ilişkin siyaset dışı aktörlerin ne tür işbirliği içinde olduğunu göstermesi açısından ibret verici bir tablodur. Temenni ediyorum ki, doğru olmadığı ispat edilir. Çünkü ortaya atılan iddialar, Türkiye bugünleri de mi görecekti dedirtecek türden iddialar.” dedi.

Ergenekon sanığı Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’i kurtarma planları ile ilgili internet ortamına düşen ses kayıtlarının ardından Yargıtay’ın bu konuşmayı yapan şahısları araştırmak yerine sızdıranları araştırdığını belirten Ergin, “Bu ifadeleri ortaya koyanları bu kurguyu yapanlar için bir araştırma yaptıklarını düşünmüyorum. Yargıtay’ın mahkemenin izleyeceği yolu ve vereceği kararları 15 gün önceden uygulayan dairelere ilişkin bir araştırması olduğunu da düşünmüyorum.” ifadelerini kullandı.

Bakan Ergin, HSYK’nın iki üyesinin ‘referanduma hayır’ kitapçığı bastırarak adliyelere göndermeleri ve hakimler ve savcılar üzerinde baskı unsuru olarak kullanmalarını ise siyasetçilerin tavrına benzetti. Ergin, “Siyasetçiler için normal olarak görülen tavırlar, yüksek yargı mensupları için hukuk devletinde olağan görülecek bir şey değildir” eleştirisinde bulundu. Bazı yüksek yargı üyelerinin tüm konularda görüş bildirerek hoş olmayan tavır içine girdiğini söyleyen Ergin, “Bütün konularla ilgili görüş bildiren üye, kuruldaki görevi bittiğinde Yargıtay’daki davalara bakacak. Bu da objektiflik ilkesine ters düşmektedir. Zaten görüş belirtmedikleri konu yok.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Ergin, yargılama makamındaki kişilerin görüşlerini paylaşmalarının yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından problem üreteceğine de dikkat çekti. Parlamenterlere karşı hukuk davası açılabileceğini söyleyen Bakan Ergin, Yargıtay üyeleri hakkında dava açmak istediğinizde Yargıtay Ceza Kurulu’ndan izin alınması gerektiğini, bu kişiler hakkında cezai ve hukuki işlemin yapılamadığını belirtti.

Anayasa değişikliği paketine ilişkin de konuşan Ergin, “Bu paketin bitireceği bir şey varsa yüksek yargıdaki vesayet kurumunu bitirecektir. Yargı bağımsızlığı denince yürütme organı ve siyaset kurumu karışmasın deniyor. Yargı bağımsızlığını tehdit eden tek şey siyaset midir?” diye sordu.

Van savcısı Ferhat Sarıkaya’yı ihraç eden HSYK’nın yargıya iç baskı oluşturduğunu belirten Bakan Ergin, “Bu tarz soruşturma yapmak isteyen savcılar, acaba kurul hakkımda ne düşünecek diye kendilerine soracaktır” şeklinde konuştu.

Kritik davalardaki sanıkları tahliye etmediği için hakimlerin tazminata mahkûm edildiğini belirten Ergin, mahkemelerdeki hakimlere ciddi baskılar olduğunu, bunun yargı bağımsızlığı için tehdit oluşturduğunu kaydetti.
ŞOK SES KAYDI İÇİN TIKLAYIN

haberler , , ,

Ses kaydındaki iddialar vahim doğruysa ibret verici bir tablo

Perşembe, 02 Eyl 2010
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Yargıtay üyeleri arasında geçtiği öne sürülen “Referandum sürecinde Öcalan’a çok ihtiyaç var.” sözlerinin siyaset dışı aktörlerin işbirliğini gösterdiğini söyledi.
Bugün TV’de yayımlanan “Temsilciler Meclisi” programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ergin, Yargıtay 8. Daire üyesi Hamdi Yaver Aktan ve 8. Ceza Dairesi Başkanı Yusuf Uluç ile 10. Hukuk Dairesi üyesi Fatih Arkan arasında geçtiği iddia edilen ses kaydına değindi. Ergin, “Şayet bunlar doğruysa oldukça vahim iddialar. Referandum sürecine ilişkin siyaset dışı aktörlerin ne tür işbirliği içinde olduğunu göstermesi açısından da ibret verici bir tablodur. Temenni ediyorum ki, doğru olmadığı ispat edilir. Çünkü ortaya atılan iddialar, ‘Türkiye bugünleri de mi görecekti?’ dedirtecek türden.” dedi.
Ergenekon sanığı Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’i kurtarma planları ile ilgili internete düşen ses kayıtlarının ardından Yargıtay’ın bu konuşmayı yapan şahısları araştırmak yerine sızdıranları araştırdığını hatırlatan Ergin, “Bu ifadeleri ortaya koyanlar, bu kurguyu yapanlar için bir araştırma yaptıklarını düşünmüyorum.” değerlendirmesi yaptı.
Bakan Ergin, HSYK’nın iki üyesinin ‘referanduma hayır’ kitapçığı bastırarak adliyelere göndermesini ve hâkimler ve savcılar üzerinde baskı unsuru olarak kullanmalarını ise siyasetçi tavrına benzetti. “Siyasetçiler için normal olarak görülen tavırlar, yüksek yargı mensupları için hukuk devletinde olağan görülecek bir şey değildir.” hatırlatması yaptı.
Bazı yüksek yargı üyelerinin tüm konularda görüş bildirerek hoş olmayan bir tavır içine girdiğini söyleyen Ergin, “Bütün konularla ilgili görüş bildiren üye, kuruldaki görevi bittiğinde Yargıtay’daki davalara bakacak. Bu da objektiflik ilkesine ters düşmektedir.” ifadesini kullandı. Referanduma sunulan anayasa değişikliklerinin, yüksek yargıdaki vesayeti bitireceğini belirtti.

haberler , , ,

HSYK’nın feryadı manidar

Perşembe, 02 Eyl 2010
Yandaş yargı oluşturmak değil, yandaş algı ve görüntüyü ortadan kaldırmak istediklerini belirten Adalet Bakanı, “HSYK’da ‘seç beni seçeyim seni’ sistemi kurulmuş ve bize karışma deniliyor” dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Ankara’nın Gündemi programında Nuri Elibol ve Murat Odabaş’ın sorularını cevapladı 

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, “Ankara’nın Gündemi Özel” programında İhlas Medya Ankara Grup Başkanı Nuri Elibol ve TGRT HABER TV Ankara Temsilcisi Murat Odabaş’ın referondumla ilgili sorularını cevapladı. 2007 seçimlerinden sonra yeni bir anayasa yapmak üzere hazırlıklar yürütülürken kapatma davasının açıldığına dikkat çeken Ergin, “Kapatma davasının AK Parti’nin anayasa değişikliğiyle bağlantılı olduğu noktasında şüpheler bulunmaktadır ama kamuoyuyla paylaşacak kadar bilgi olmadığı için dile getirmedik” diye konuştu.
Ergin, HSYK’nın son dönemde sürekli tartışılmasıyla ilgili soru üzerine, “HSYK’da ‘seç beni, seçeyim seni’ sistemi kurulmuş ve ‘bu sisteme karışma’ deniliyor. HSYK ve Anayasa Mahkemesi’ndeki sistem, dünyanın herhangi bir ülkesinde var mı? Bir tane örnek gösterin diyoruz. Yok diyorlar. Darbe yapanlar, teşebbüs edenler ilk defa yargılanmaya başlandı. Bu süreç içerisinde irtibatlı ne kadar unsur varsa dayanışma içerisine girdiğini görüyorsunuz. Dolayısıyla feryatların yükselmesi manidardır” dedi.

‘BANA KARIŞMA KARDEŞİM’ DİYORLAR 
Bakan Sadullah Ergin, yargının siyasallaştığı iddialarının da gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Parlamentonun, yürütmenin hiçbir müdahalesi yok. Avrupa’da en az üçte birini parlamento seçiyor. Biz burada bakan ve müsteşarı çıkarsak da kabul etmeyecekler. Buna karışma kardeşim diyorlar. Başını kaldıran hakimin başına vuruyoruz. İsteğimiz savcıyı görevden alıyoruz diyorlar. Ferhat Sarıkaya’nın yaşadığı süreç AB raporlarında var. Bizim yapmak istediğimiz yandaş yargı oluşturmak değil, yandaş algı ve görüntüyü ortadan kaldırmaktır” dedi.

haberler , , ,

Konuşmalar vahim Yargıtay susamaz

Perşembe, 02 Eyl 2010
‘Referandumda hayır için Öcalan’a ihtiyaç var.’ dediği belirtilen Yargıtay üyelerinden skandal ses kaydına üç gündür yalanlama gelmedi. Türkiye’yi ayağa kaldıran sözler için Meclis Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya Yargıtay’ı açıklama yapmaya çağırdı: “Hiç kimsenin adalet cübbesiyle hukuku kirletme hakkı yoktur.”
Referanduma sayılı günler kala Türkiye, üç yüksek yargıcın internete düşen skandal itiraflarıyla sarsıldı. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin Başkanı Yusuf Uluç ve üyesi Hamdi Yaver Aktan ile 10. Hukuk Dairesi üyesi Fatih Arkan olduğu iddia edilen şahıslar, referandumda hayır çıkması için terörist başı Abdullah Öcalan’a çok ihtiyaç olduğunu söylüyor. Üç gündür yalanlanmayan skandal konuşma Türkiye’yi ayağa kaldırdı. MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, ‘rezalet bir şey’ ifadesini kullanırken, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, konuşmayı ‘yargının nasıl siyasallaştığının’ göstergesi olarak değerlendirdi. Çiçek, “Teröristbaşından medet bekleyen zihniyete bin defa yuh olsun.” dedi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin de tepkisini, “Bunlar, siyaset dışı aktörlerin ne tür işbirliği içinde olduğunu gösteriyor.” sözleriyle dile getirdi. Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ise Yargıtay’ı kamuoyunu aydınlatmaya çağırdı. Skandal konuşmanın Yargıtay’ın imajı üzerinde ağır tahribata yol açağı uyarısında bulundu: “Hiç kimsenin adalet cübbesini giyerek, hukuku kirletme hakkı yoktur. Cübbeden hak fışkırır, demokrasi tuzakları değil.”
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, yaptığı yazılı açıklamada, yüksek mahkemenin yargı yetkisini kullanan bazı üyelerin bu tür tavırlarla tam bir bataklığa saplandıklarını belirtti. Bu verilerin doğru çıkması halinde, Yargıtay’ın vahim bir durumla karşı karşıya olduğu kabulünün kaçınılmaz olduğunu söyledi. Yargıtay’dan kendi iç hukuku doğrultusunda iddialarla ilgili kamuoyunu aydınlatmasını isteyen İyimaya, söz konusu ses kayıtları doğru ise ilgili yargı mensuplarını da cübbelerini iade etmeye çağırdı. Adalet Komisyonu Başkanı, “Cübbeden hak fışkırır, ideolojik hurafeler ve demokrasi tuzakları değil.” değerlendirmesi yaptı.
İyimaya açıklamasında, şu hususlara yer verdi: “Son günlerde basına yansıyan veriler (ses kayıtları), yüksek mahkememizde yargı yetkisi kullanan kimi üyelerin koruma, kollama misyonuna soyunduklarını göstermektedir. Cübbeden hak fışkırır, ideolojik hurafeler ve demokrasi tuzakları değil. Yargıtay yönetiminin kendi iç hukukuna göre soruna el atması, durum hakkında kamuoyunu aydınlatması gereği açıktır. İlk günde gösterilmesi gereken bu refleksin daha fazla geciktirilmesinin doğurabileceği anlam yüklemeleri ve algılar, göz ardı edilemez.”
OKTAY VURAL: REZALET BİR ŞEY
‘Referandumun reddedilmesi için Öcalan’a çok ihtiyaç var’ sözlerine Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek de tepki gösterdi. Çiçek konuşmaların ‘yargının nasıl siyasallaştığının’ göstergesi olduğunu söyledi. Yozgat’ta konuşan Çiçek, “İddialar doğruysa ‘Türkiye’de kaos çıksın, o kaostan yararlanırız’ diyorlar. Böyle bir ifade akla ziyandır. İnsaf, vicdan, bu ülkede kaos çıkacak, kaostan yararlanacaklar. Referandumda ‘hayır’ çıksın diye ‘Öcalan bizim işimize gelir’ diyor. Öcalan, teröristbaşı, teröristbaşından medet bekleyen insanlar var, kesimler var. Böyle bir anlayış olabilir mi? Böylesine millete güvensizlik olabilir mi? Böylesine 40 binden fazla insanın kanına girmiş olan insandan medet olan zihniyete bin defa yuh olsun. Böyle bir demokrasi olabilir mi?” dedi. Muhalefetin gündemini terör örgütünün belirlediğini ileri süren Cemil Çiçek, “Hepsi aynı safta kampanya yürütüyorlar. ‘Hayır’ diyenlere bakın, Türkiye’de ne kadar yasa dışı örgüt varsa, hepsi ‘hayır’ kampanyası içerisinde.” diye konuştu.
MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural da Meclis’te yaptığı basın toplantısında bu konudaki soruları cevaplandırdı. “Rezalet bir şey. Kimse çıkartılsın…” diyen Vural, “Ne hazindir ki hükümet ‘evet’ için PKK ile müzakere ediyor, bir diğeri genel af talep ediyor, bir diğeri başka… Bu milletin sahibi yok mu, bu milleti düşünen yok mu? Nedir bu gaflet? Bizim hiç kimseyle bu konuda bir beklentimiz olamaz. Doğru olup olmadığını bilmiyoruz ama vahim iddialardır bunlar. Herhalde tarafları bununla ilgili açıklama yapar.” ifadelerini kullandı.

haberler , , ,

Aktan’ın Bilinçaltında Yatan Gerçek

Perşembe, 02 Eyl 2010
Ülke gündemine bomba gibi düşen Yargıtay 8. Ceza Daire üyesi Hamdi Yaver Aktan’a ait olduğu iddia edilen konuşması içerisinde geçen bir cümle Aktan’la ilgili önemli bilgiler veriyor
Yargıtay 8. Ceza Daire üyesi Hamdi Yaver Aktan’ın “ben kaostan yararlanırım” sözü masonik ritüeller içeriyor.
Türkçenin gündelik akışına uygun olmayan bu kelime aslında masonların bakış açısını resmediyor.
Bir yaratıcıya inanmayan bu anlayışa göre evren bir “kaos”un oluşmasından meydana gelmiştir.
ORDO AB CHAO
Tarikatta 33 dereceye (en yüksek derece) ulaşabilen mason üyelere takmaları için bir mücevher veriliyor. Bu mücevher iç içe geçmiş bir üçgenle süsleniyor. işaret, şeytani teslisi ve 666 sayısını temsil ediyor. Mücevherin üzerinde latince ‘Ordo Ab Chao’ yazıyor. Bunun anlamı şu: ‘Kaostan Kaynaklanan Düzen.
İlluminati, dünya hükümeti kurmak için kaoslardan ve krizlerden yararlanıyor. Zıt güçleri birbirleri ile çarpıştırarak kaos yaratıyor. Yaratılacak kaos sonucunda bir dengeye ulaşılması planlanıyor. Böylece ‘Kutsal imparatorluk’ kurulacak. Dönüşüm tamamlanacak.
BiRKAÇ MiLYON iNSAN FEDA EDiLEBiLiR
Kendilerini dünyanın efendileri olarak gören bu insanlar, amaçlarına ulaşabilmek için birkaç milyon insanı feda edebilirler. Dönüşümü gerçekleştirmek için gerekli olan kaos ortamını bizzat kendileri yaratırlar.
Eski Mısır’ın Materyalist Evrim İnancı
İngiliz mason yazarlar Christopher Knight ve Robert Lomas, The Hiram Key (Hiram Anahtarı) adlı kitaplarında Eski Mısır’ın masonluğun kökeninde çok önemli bir yeri olduğunu anlatırlar. Yazarlara göre Eski Mısır’dan çağdaş masonlara miras kalan en önemli düşünce ise, “kendi kendine var olan ve rastlantılarla evrimleşen evren” fikridir. Bu ilginç gerçeği şöyle açıklamaktadırlar:
 Eski Mısırlılar maddenin her zaman için var olduğuna inanıyorlardı; onlar için bir yaratıcının mutlak olarak hiçlikten bir şey yapmasını düşünmek mantık dışıydı. Onların görüşüne göre,dünya, kaosun içinden düzenin doğmasıyla oluşmuştu... Bu kaotik duruma “Nun” adı veriliyordu ve aynı Sümerlerin tanımı gibi… karanlık, güneşsiz, sulu bir derinlikti, bu derinliğin kendi içinde bir gücü vardı, bu yaratıcı güç kendi kendine düzenin başlamasını emretmişti. Kaosun maddesinin içinde yer alan bu gizli güç, kendi varlığının bilincinde değildi; o bir olasılıktı, düzensizliğin rastgeleliği ile birleşmiş bir potansiyeldi.
Dikkat edilirse burada anlatılan inanç, günümüzde materyalist felsefe tarafından savunulan ve “evrim teorisi”, “kaos teorisi”, “maddenin öz örgütlenmesi” gibi terimlerle bilim dünyasının gündeminde tutulan görüşlerle tam bir uyum içindedir. Nitekim Knight ve Lomas da üstteki satırların ardından konuya şöyle devam etmektedirler:
Şaşırtıcıdır ki, bu yaratılış tarifi, günümüzde modern bilim tarafından kabul edilen görüşle, özellikle de karmaşık dizaynların tamamen evrimleşerek ve matematiksel olarak kendini tekrarlayarak düzensiz yapılardan çıkabileceğini savunan “kaos teorisi” ile kusursuz bir uyumiçindedir.
Knight ve Lomas, Eski Mısır inançlarının “modern bilim” ile uyum içinde olduğu iddiasındadırlar, ancak aslında “modern bilim” derken kast ettikleri, başta vurguladığımız gibi, evrim teorisi veya kaos teorisi gibi materyalist kuramlardır. Bu kuramlar, her ne kadar hiçbir bilimsel dayanakları olmasa da, son iki yüzyıldır zorla bilime empoze edilmekte, bilim tarafından desteklenen görüşler gibi sunulmaktadır.
Kuşkusuz şu ana kadar anlatılanlar anlamlı bir tablo oluşturmaktadır. Eski Mısır’ın büyücülerinin felsefesinin hala canlı olması ve bu canlılığı günümüze taşınmasında etkili olmuş bir zincirin (Kabala-Tapınakçılar-Masonluk zincirinin) izlerinin bulunması, bir rastlantı değildir.
Acaba gerçekten de 18. yüzyıldan bu yana dünya tarihine damgasını vuran, devrimler, felsefeler ve sistemler kuran masonluk, Eski Mısır büyücülerinden gelen bir felsefenin mi mirasçısıdır?http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=322240

haberler , , ,

Ertosun’un şok ses kaydı!

Perşembe, 02 Eyl 2010

Dailymotion.com’da çok ilginç bir video daha yayına konuldu. 5 ayrı ses kaydından oluşan bir video bu.
Aralarda ses kayıtlarına ilişkin, ses kayıtlarındaki kişilerin kimler olduğuna dair bilgiler yer alıyor.
Kayıtlarda HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun olduğu iddia edilen kişi, YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ile YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi Fetih Sayın olduğu ileri sürülen kişilere şöyle diyor:

“Şimdi arkadaşlar, geçen sene bizden Ömer Bey ile biz, bu konuları konuştuk. (YARSAV eski başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu) Yani, yargıda yapabileceğimiz konular nelerse, bizlere bunları getirebilirsiniz…”,

“bizden talepleriniz olursa. Geçen sene Ömer Bey güzel bir dosya hazırlamış, getirmişti”,

“Onların bazıları oldu. Yani, benim şimdi kafamda bazı şeyler var. Yani, Akademide (Türkiye Adalet Akademisi) behamahal etkili olmak lazım”.

SİCİLLERİ FEVKALADE AMA MİLİTAN BUNLAR

1.SES KAYDI

Bu şok videodaki 1. ses kaydındaki kişinin HSYK üyesi Ali Suat Ertosun olduğu ileri sürülüyor ve Ertosun’un çeşitli adliyelere, Yargıtay ve Danıştay Daireleri’ne yaptığı propaganda ziyaretleri sırasında Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri ve özellikle Ergenekon ve benzeri davalarda görev yapan hakim ve savcılar hakkında konuştuğu kaydediliyor:

ALİ SUAT ERTOSUN: Siz anlayamazsınız bunları. Dosyalara bakarsanız bunlar çok başarılı.
Bunlar MİLİTAN, bir şey demiyorum. Bunlar okul notlarından, efendim dosyadaki açık sicilinden, terfilerinden falan anlayamazsınız. Hakikaten fevkalade.
Başsavcıların sicillerine baktık fevkalade.
Ama dediğim gibi, biraz soruşturunca, aha işte…

2.SES KAYDI

Videoda 2. ses kaydıyla ilgili ise “YARSAV Yönetim Kurulu Üyeleri ile HSYK üyesi Ali Suat Ertosun toplantı halinde” deniliyor.

2. ses kaydındaki kişilerin Ali Suat Ertosun, YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi Fetih Sayın olduğu ileri sürülüyor:

Ali Suat Ertosun : Şimdi arkadaşlar, geçen sene bizden Ömer Bey ile biz, bu konuları konuştuk. (YARSAV eski başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu) Yani, yargıda yapabileceğimiz konular nelerse, bizlere bunları getirebilirsiniz. Geçen sene mesela biz 6-7 tane karar aldık. O kararlarda Ömer Bey’in ve YARSAV’ın çok büyük katkıları var. Bizim en büyük eksikliğimiz, bunu söyleyeyim, bir altyapının olmaması. Bize eeee böyle araştırma geliştirme konularında bilgi verecek bir desteğin olmaması. Biz ayrılmadan buradan, bunları gerçekleştirebiliriz.

Emine Ülker Tarhan : Fiilen değil mi efendim.
Ali Suat Ertosun: Fiilen de olsa bunları gerçekleştirmemiz lazım. Ama bir yerden başlamak lazım. Yani bu o açıdan bizden talepleriniz olursa. Geçen sene Ömer Bey güzel bir dosya hazırlamış, getirmişti.
Fetih Sayın (YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi) : Benim yakınen haberim var efendim, onu.
Ali Suat Ertosun: Onların bazıları oldu. Yani, benim şimdi kafamda bazı şeyler var. Yani, Akademide (Türkiye Adalet Akademisi) behamahal etkili olmak lazım.

3.SES KAYDI

3. ses kaydında ise Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan olduğu iddia edilen kişi öve öve bitiremediği Galatasaray Üniversitesi Hocası Doç Dr. Ümit Kocasakal’ı neden bu kadar sevdiğini açıklıyor.

Hamdi Yaver AKTAN: Bu İstanbul’daki Ümit KOCASAKAL
Avukat: Fevkalade. Çok iyi hem.
Hamdi Yaver AKTAN: Yav O, konuşması da iyi ya, miting konuşmacısı
Avukat: Berrak da konuşuyor, net de konuşuyor.
H. Yaver AKTAN: HALKIN KURTULUŞU’ndan geliyor O
Avukat: Haa. Sen söylemiştin onu. Berrak konuşuyor, net konuşuyor.
H. Yaver AKTAN: Cesaretli, çarpıcı lafları var.
Avukat: Güzel lafları var evet.
Hamdi Yaver AKTAN: Polemiği de iyi yapıyor.
Avukat: İyi çok iyi yapıyor.
Hamdi Yaver AKTAN: O tür adam gerekiyor. Polemik. Yaa birkaç hoca daha var da şeye çıkmıyorlar. Mesela İzmir’de Mustafa Ruhan ERDEM var. Çok parlak bir profesör. Olmuyor herhalde. Konuşmuyorlar ya işte. Ersan ŞEN biraz şey yapıyor (konuşuyor). Ama Ersen Şen’dense Ümit Kocasakal çok istikrarlı, çok cesaretli. Askerler de çok seviyor bildiğim kadarıyla.

4.SES KAYDI

4. ses kaydında da yine Hamdi Yaver Aktan olduğu iddia edilen kişi, Orgeneral Saldıray Berk’in avukatı olduğu ileri sürülen kişi ile bu sevgisinin kaynağını tekrar anlatıyor:

HAMDİ YAVER AKTAN: Bu Ümit Kocasakal, dün çok iyiydi, televizyonda, Süheyl Batum’lan
Avukat: Çok iyi anlatıyor.
HAMDİ YAVER AKTAN: Çok iyi. O, HALKIN KURTULUŞU’ndan geliyor.
Avukat: Hıı, sen söyledin. O kadar iyi anlatıyor ki
HAMDİ YAVER AKTAN: Çok güzel
Avukat: Çok güzel anlatıyor.
HAMDİ YAVER AKTAN: Bütün askerlerin gözdesi şimdi O çocuk.
Avukat: Çok iyi anlatıyor.

5.SES KAYDI
Ve 5. ses kaydı. Bu kayıttaki kişinin de yine Hamdi Yaver Aktan olduğu ileri sürülüyor. Bu kişi, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Osman Kaçmaz tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL’ün yargılanabileceğine dair verilen karar dosyasının temyiz incelemesini yapan 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker’e dediğini yaptırabilmek için büyük çaba sarf ediyor.

Bu konuda kendisi gibi mütalaa verecek üniversite hocalarından mütalaa istiyor ve aleyhe görüşe sahip hocaları ise susturuyor. En büyük destekçisi ise yine Ümit Kocasakal:

HAMDİ YAVER AKTAN: Bunu şimdi Ersan’a anlattık, Ersan pek yanaşmadı. Şimdi bizim görüşümüze geldi. Sadece, ben dedim, Ümit Kocasakal’a dedim hayır, Köksal hocaya söyledim, (Köksal Bayraktar) Köksal Hoca “hayır ben böyle hiç düşünmedim” dedi. O zaman hocam, hiç demeç verme dedim. Nitekim 7-8 aydan bu yana bu konuda konuşmuyor.

Ümit Kocasakal, ben mütalaa yazarım dedi. İstanbul’a gidince 15-20 sayfa bir mütalaa yaz bana getir, dedim. Onu da heyete vereyim. Kurulu da elimize geçirelim şöyle, diye. Zaten Genel Kurul’a gelirse bu görüşü ileri süreceğim.

dailymotion.com’daki bu video için tıklayın
http://www.habervaktim.com/haber/139881/ertosunun_sok_ses_kaydi.html

haberler , , ,

Earl Kasırgası ABD’yi tehdit ediyor

Perşembe, 02 Eyl 2010

2010′un en güçlü kasırgası, ABD’nin doğu sahilindeki eyaletlerinde paniğe neden oluyor. Bölgede yaşayan on binlerce kişinin tahliye edilmesi kararı alındı.

ABD’nin doğu kıyısını tehdit etmeye başlayan Earl Kasırgası bugün yerleşim birimlerine doğru ilerlemeye devam ederken, on binlerce insan Kuzey Carolina eyaletine bağlı adalardan tahliye edildi.
Uzmanlar, dünya genelinde 2010 yılının en güçlü kasırgası olarak belirttikleri Earl’ün, Kuzey Carolina eyaletinin kıyılarından geçtikten sonra kuzeye hareket etmeye devam edeceğini belirtti.
ABD Ulusal Kasırga Merkezi (NHC), saatte 220 kilometre hızla esen rüzgârlara neden olan fırtınanın şu an Kuzey Carolina kıyılarından 740 kilometre açıkta olduğunu belirtti.
OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN EDİLDİ
NHC, kasırganın eyaletin kıyılarına varmasıyla su seviyesinin 1-1.5 metre yükselebileceğini ifade etti. Uzmanlar ayrıca, fırtınanın yıkıcı büyüklükteki dalgalarla iyice güçleneceğini uyarısında bulundu.
ABD Başkanı Barack Obama, Kuzey Carolina eyaletinde olağanüstü hal ilan ederken, hükümet yetkililerini göreve çağırdı. 
Öte yandan, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA bugün Earl Fırtınası’nı takip etmesi için insansız bir hava aracı uçuracak. California’daki Edwards Hava Üssü’nden havalanacak olan insansız hava aracı fırtınanın gelişimini takip edecek.
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/15693503.asp?gid=373

haberler , , ,