‘İtibarlı dış politikanın anahtarı millet iradesinin egemenliğidir’
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ”İtibarlı bir dış politikanın da sağlıklı bir ekonominin de olmazsa olmaz şartı millet iradesinin egemenliğidir” dedi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ”İtibarlı bir dış politikanın da sağlıklı bir ekonominin de olmazsa olmaz şartı millet iradesinin egemenliğidir” dedi.
Dailymotion.com’da çok ilginç bir video daha yayına konuldu. 5 ayrı ses kaydından oluşan bir video bu.
Aralarda ses kayıtlarına ilişkin, ses kayıtlarındaki kişilerin kimler olduğuna dair bilgiler yer alıyor.
Kayıtlarda HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun olduğu iddia edilen kişi, YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ile YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi Fetih Sayın olduğu ileri sürülen kişilere şöyle diyor:
“Şimdi arkadaşlar, geçen sene bizden Ömer Bey ile biz, bu konuları konuştuk. (YARSAV eski başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu) Yani, yargıda yapabileceğimiz konular nelerse, bizlere bunları getirebilirsiniz…”,
“bizden talepleriniz olursa. Geçen sene Ömer Bey güzel bir dosya hazırlamış, getirmişti”,
“Onların bazıları oldu. Yani, benim şimdi kafamda bazı şeyler var. Yani, Akademide (Türkiye Adalet Akademisi) behamahal etkili olmak lazım”.
SİCİLLERİ FEVKALADE AMA MİLİTAN BUNLAR
1.SES KAYDI
Bu şok videodaki 1. ses kaydındaki kişinin HSYK üyesi Ali Suat Ertosun olduğu ileri sürülüyor ve Ertosun’un çeşitli adliyelere, Yargıtay ve Danıştay Daireleri’ne yaptığı propaganda ziyaretleri sırasında Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri ve özellikle Ergenekon ve benzeri davalarda görev yapan hakim ve savcılar hakkında konuştuğu kaydediliyor:
ALİ SUAT ERTOSUN: Siz anlayamazsınız bunları. Dosyalara bakarsanız bunlar çok başarılı.
Bunlar MİLİTAN, bir şey demiyorum. Bunlar okul notlarından, efendim dosyadaki açık sicilinden, terfilerinden falan anlayamazsınız. Hakikaten fevkalade.
Başsavcıların sicillerine baktık fevkalade.
Ama dediğim gibi, biraz soruşturunca, aha işte…
2.SES KAYDI
Videoda 2. ses kaydıyla ilgili ise “YARSAV Yönetim Kurulu Üyeleri ile HSYK üyesi Ali Suat Ertosun toplantı halinde” deniliyor.
2. ses kaydındaki kişilerin Ali Suat Ertosun, YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi Fetih Sayın olduğu ileri sürülüyor:
Ali Suat Ertosun : Şimdi arkadaşlar, geçen sene bizden Ömer Bey ile biz, bu konuları konuştuk. (YARSAV eski başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu) Yani, yargıda yapabileceğimiz konular nelerse, bizlere bunları getirebilirsiniz. Geçen sene mesela biz 6-7 tane karar aldık. O kararlarda Ömer Bey’in ve YARSAV’ın çok büyük katkıları var. Bizim en büyük eksikliğimiz, bunu söyleyeyim, bir altyapının olmaması. Bize eeee böyle araştırma geliştirme konularında bilgi verecek bir desteğin olmaması. Biz ayrılmadan buradan, bunları gerçekleştirebiliriz.
Emine Ülker Tarhan : Fiilen değil mi efendim.
Ali Suat Ertosun: Fiilen de olsa bunları gerçekleştirmemiz lazım. Ama bir yerden başlamak lazım. Yani bu o açıdan bizden talepleriniz olursa. Geçen sene Ömer Bey güzel bir dosya hazırlamış, getirmişti.
Fetih Sayın (YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi) : Benim yakınen haberim var efendim, onu.
Ali Suat Ertosun: Onların bazıları oldu. Yani, benim şimdi kafamda bazı şeyler var. Yani, Akademide (Türkiye Adalet Akademisi) behamahal etkili olmak lazım.
3.SES KAYDI
3. ses kaydında ise Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan olduğu iddia edilen kişi öve öve bitiremediği Galatasaray Üniversitesi Hocası Doç Dr. Ümit Kocasakal’ı neden bu kadar sevdiğini açıklıyor.
Hamdi Yaver AKTAN: Bu İstanbul’daki Ümit KOCASAKAL
Avukat: Fevkalade. Çok iyi hem.
Hamdi Yaver AKTAN: Yav O, konuşması da iyi ya, miting konuşmacısı
Avukat: Berrak da konuşuyor, net de konuşuyor.
H. Yaver AKTAN: HALKIN KURTULUŞU’ndan geliyor O
Avukat: Haa. Sen söylemiştin onu. Berrak konuşuyor, net konuşuyor.
H. Yaver AKTAN: Cesaretli, çarpıcı lafları var.
Avukat: Güzel lafları var evet.
Hamdi Yaver AKTAN: Polemiği de iyi yapıyor.
Avukat: İyi çok iyi yapıyor.
Hamdi Yaver AKTAN: O tür adam gerekiyor. Polemik. Yaa birkaç hoca daha var da şeye çıkmıyorlar. Mesela İzmir’de Mustafa Ruhan ERDEM var. Çok parlak bir profesör. Olmuyor herhalde. Konuşmuyorlar ya işte. Ersan ŞEN biraz şey yapıyor (konuşuyor). Ama Ersen Şen’dense Ümit Kocasakal çok istikrarlı, çok cesaretli. Askerler de çok seviyor bildiğim kadarıyla.
4.SES KAYDI
4. ses kaydında da yine Hamdi Yaver Aktan olduğu iddia edilen kişi, Orgeneral Saldıray Berk’in avukatı olduğu ileri sürülen kişi ile bu sevgisinin kaynağını tekrar anlatıyor:
HAMDİ YAVER AKTAN: Bu Ümit Kocasakal, dün çok iyiydi, televizyonda, Süheyl Batum’lan
Avukat: Çok iyi anlatıyor.
HAMDİ YAVER AKTAN: Çok iyi. O, HALKIN KURTULUŞU’ndan geliyor.
Avukat: Hıı, sen söyledin. O kadar iyi anlatıyor ki
HAMDİ YAVER AKTAN: Çok güzel
Avukat: Çok güzel anlatıyor.
HAMDİ YAVER AKTAN: Bütün askerlerin gözdesi şimdi O çocuk.
Avukat: Çok iyi anlatıyor.
5.SES KAYDI
Ve 5. ses kaydı. Bu kayıttaki kişinin de yine Hamdi Yaver Aktan olduğu ileri sürülüyor. Bu kişi, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Osman Kaçmaz tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL’ün yargılanabileceğine dair verilen karar dosyasının temyiz incelemesini yapan 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker’e dediğini yaptırabilmek için büyük çaba sarf ediyor.
Bu konuda kendisi gibi mütalaa verecek üniversite hocalarından mütalaa istiyor ve aleyhe görüşe sahip hocaları ise susturuyor. En büyük destekçisi ise yine Ümit Kocasakal:
HAMDİ YAVER AKTAN: Bunu şimdi Ersan’a anlattık, Ersan pek yanaşmadı. Şimdi bizim görüşümüze geldi. Sadece, ben dedim, Ümit Kocasakal’a dedim hayır, Köksal hocaya söyledim, (Köksal Bayraktar) Köksal Hoca “hayır ben böyle hiç düşünmedim” dedi. O zaman hocam, hiç demeç verme dedim. Nitekim 7-8 aydan bu yana bu konuda konuşmuyor.
Ümit Kocasakal, ben mütalaa yazarım dedi. İstanbul’a gidince 15-20 sayfa bir mütalaa yaz bana getir, dedim. Onu da heyete vereyim. Kurulu da elimize geçirelim şöyle, diye. Zaten Genel Kurul’a gelirse bu görüşü ileri süreceğim.
dailymotion.com’daki bu video için tıklayın
http://www.habervaktim.com/haber/139881/ertosunun_sok_ses_kaydi.html
İngiltere’nin dünyaca ünlü üniversite kenti Cambridge’de Hristiyanların da desteği ile cami yapılıyor
Moskova’da Zafer Camii’nin hemen yanı başında kurulan Ramazan çadırı, beşinci yılında inananlarla buluştu.
Geçen gün satılık böbrek ilanı diye bir yorum gelince şaşırdım. İnsanlar maddi sıkıntılarından dolayı böbreklerini satmayı düşünüyorlar. Ancak insan organını satışa çıkarmak ve buna teşvik etmek suçtur. Ayrıca dinen böbrek satmak büyük günahtır. Bağış konusunda kafalarda sürekli soru işareti olsa da böbrek bağışlamak dinen uygundur. Sonuç olarak hayatımızı kaybettiğimizde bu organlar çürüyecek ve işe yaramaz hale gelecek. Ancak başkasına bağışlanan organlar hem hayat kurtarmış olacak hemde sevap işlemiş olacaklar.
Herkes organ bağışında bulunmalı. Türkiye’de yılda sadece 6-7 hastanın organları tutuyor ve nakil yapılıyor. Bunu da ek bilgi olarak vermek istedim. …
Bugünlerde en yoğun konulardan birisinin de Pakistan’ da ki sel felaketi olduğuna dikkat çeken Bardakoğlu, “Önce bir itirafla sözlerime başlayayım. Pakistan’da ki sel felaketinin bu kadar kapsamlı olduğunu fark edemedik. Ne zaman ki elçilikler vasıtasıyla bilgiler ulaştı ki, baktık gerçekten yaşanan felaket deprem felaketinden kat kat daha kötü. Çoğu insan aç ve hastalık tehlikesiyle karşı karşıya. Aslında bu duruma bütün dünya duyarsız kaldı. Geçtiğimiz hafta camilerde ciddi anlamda yardım toplandı. Bu cuma tekrar yardım toplanacak. İki hafta üst üste bu şekilde yardım toplanması Diyanet tarihinde bir ilk belki:” ifadesini kullandı.
Bir basın mensubunun geçtiğimiz aylarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşanan Kur’an Kursları sorununun ne aşamada olduğunu sorması üzerine ise Bardakoğlu, Kıbrıs ile ilgili ne desem haber olur cevabını verdi. Kıbrıs’ta çok ciddi ihmaller yaşandığına dikkat çeken Bardakoğlu, “Bu olumsuzluklar dini eğitim ve dini bilgi açısından bugün Kıbrıs’ta şahit olduğumuz olumsuzluklar bir yılın üç yılın ürünü değil uzun yılların ürünü. Bir milleti vatanı sevmek sadece tek yönlü olmaz. Bunu ayakta tutacak sütunları sağlam tutmakla olur. Bu da milli, manevi ahlaki değerlerdir. Kıbrıs’ta çok ciddi boşluk meydana geldi. Biz bu boşluğu telafi etmeye çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.
Türkiye Azerbaycan’a üs kuracak iddisı
TÜRKİYE AZERBAYCAN’A ÜS KURACAK
Gazete, Moskova’dan umudunun yitiren Azerbaycan ile Türkiye’nin, Gümrü’deki Rus askeri üssünün süresinin 2044′e kadar uzatılmasına ‘Simetrik bir karşılık’ vermek isteyebileceklerini belirterek, Bakü ile Ankara arasında yürütülen görüşmeler sonucu Türkiye’nin Azerbaycan’da bir askeri üs kurabileceğini iddia etti. Nezavisyama, “Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son ziyareti sırasında Azerbaycan lideri İlham Aliyev ile yaptığı görüşmede bu konunun gündeme geldiğine dair duyumlar bulunuyor” diye yazdı.Rus gazetesi, Gümrü’deki askeri üssün muhtemelen Nahcıvan topraklarında kurulabileceğini ileri sürdü. Gazete, bugüne kadar Rusya’nın, stratejik müttefiki Erivan üzerindeki nüfuzunu kullanarak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü yeniden sağlayabileceğini umut eden Bakü’nün, bu yüzden Türkiye yönlü politikalarını güçlendirmekten uzak durduğunu savundu. Nezavisyama, umutlarının boşa çıktığını gören Azerbaycan’ın, Medvedev’in son Erivan ziyaretiyle birlikte bu politikasını değiştireceğini iddialarına ekledi.
http://www.ensonhaber.com/rus-gazetesinden-bomba-iddia.html
Taraf muhabiri Mehmet Baransu, “Haliç’te Yaşayan Simonlar- Dün Devlet Bugün Cemaat” kitabıyla gündeme gelen tartışmaların perde arkasını sorguladı. İşte yazısı:
BİR EFSANENİN SONU MU?
Hiç kuşkusuz dünün en flash haberi Hanefi Avcı’nın yazdığı kitapta iddia ettiği olaylardı. “Haliç’te Yaşayan Simonlar- Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitapta, devleti Fethullah Gülen cemaatinin ele geçirmeye çalıştığını söylüyordu Avcı. Ergenekon, Balyoz, Kafes, Erzincan iddianamesi, Danıştay saldırısı başta olmak üzere yargıya yansımış olayların birçoğunun içi boştu ona göre.
Kamuoyu bu iddialar karşısında ne düşündü bilmem ama ben kendi adıma “bir efsanenin sonunun” böyle olmaması gerektiğini düşündüm. Bu olayların bir bölümünün kamuoyuna yansımasını sağlayan kişi bendim. Haber kaynaklarımı çok iyi tanıyordum. Tanıdığım askerlerin hiçbiri kendisinin iddia ettiği gibi isimler değildi. Üstelik bu isimler cuntacı komutanlarının yanı sıra cemaat hakkında da kendisinden daha ağır ifadeler kullanıyorlardı.
Darbe planlarını bilen ilk kişiydi
Kitaptaki iddiaları doğrusu şaşkınlıkla karşıladım. Şaşkındım çünkü yüzlerce nedenim vardı. Avcı’nın 2000 sonrası görev aldığı faaliyetleri, kendisine yakın olan isimler başta olmak üzere, askerlerden dinlemiştim. 2003-2005 yılları aralığında Türkiye’nin geçtiği süreci, Karargâh ve 1. Ordu’da yapılan planları gün gün bilen isimlerden biriydi Avcı.
Bugün inkâr ettiği
Balyoz’u, ‘Sarıkız’ı, ‘Ayışığı’nı, ‘Eldiven’i, Ergenekon’u kamuoyundan yıllar önce biliyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı 2003′te uyaran isimdi kendisi. Gazetecilere, Ergenekon yapılanmasını, Balyoz’u, darbe planlarını Sabri Uzun’la birlikte nasıl önlediğini yıllar önce yüzlerce kez anlatmıştı. Hatta Hürriyet gazetesinden bir isme bazı belgeleri veren de kendisiydi.
Kitabı dün hızlı bir şekilde gözden geçirdim. Ergenekon ve Balyoz darbe planlarının içinin boş olduğunu kitabının kimi yerlerinde iddia eden Avcı, kitabın bazı bölümlerinde ise bu operasyonları önemsediğini vurguluyordu. Kendi içinde bu çelişki acaba nasıl açıklanabilirdi? Avcı, özellikle darbe planlarıyla ilgili bir takım iddialarda bulunuyordu ama isim, yer, zaman vermekten nedense kaçınıyordu.
Ergenekon savcılarına bilgiyi veren kimdi?
Kitabı okudukça geçmişe yolculuk yaptım. Kafamda yüzlerce olay ve soru işareti belirmeye başladı. Avcı bugün söylediklerinin tam tersini geçmişte dile getirmiş, üstelik Erdoğan’a bu olaylarla ilgili belgeler sunmuştu. Bununla da yetinmemiş, siyasetçiler, bürokratlar ve özellikle de gazetecilerle yüzlerce toplantı yapmış, belge bilgi paylaşmıştı. Bugün içi boş dediği Ergenekon soruşturmasındaki Karargâh Evleri soruşturmasını ilk kez gündeme getiren kişi kendisi değil miydi? Trakya MİT Bölge Başkanlığı’nın istihbarat raporunu dikkate alıp, Trakya’da soruşturma yapmıştı. Ergenekon savcılarına soruşturmalarla ilgili tanık olarak bilgileri kim vermişti acaba? “Cami bombalama timleri gibi saçma sapan iddialar” ifadesini kitabında kullanmasına rağmen, Fatih-Çarşamba’yı askerlerin havaya uçuracağı bilgisini geçmiş yıllarda nasıl elde etmişti? Bu bilgiyi öğrenmek için kullandığı istihbarat tekniği neydi? Kimlerle bunları paylaşmıştı? Peki ne olmuştu da Hanefi Avcı bir anda kırılma yaşamıştı? Dün savunduğu olayları bugün bir cemaatin komplosu olduğunu iddia edecek noktaya gelmişti?
Yaşadığı kırılma noktaları
Hanefi Avcı yaklaşık yedi yıldır bir kırılma evresindeydi. İlk kırılma anı, Kaçakçılık ve Organize Şube Müdürlüğü görevinden alınmasıyla gerçekleşti. Dönemin İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu’nun cemaate yakınlığından dolayı cemaatin kendisine operasyon yaptığını düşünüyordu. Ancak unuttuğu iki nokta vardı. Beyaz Enerji Operasyonu sonrası Ağrı’da yaptığı operasyonla AKP’nin ayağına basmıştı. İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu’nun oğlu Murat Aksu’yu gözaltına almaya çalışması ise ipleri koparmıştı. Avcı adına ikinci
kırılma anı Sabri Uzun’un İstihbaratın başından alınması oldu. Avcı, Uzun, Emin Aslan ve Mustafa Gülcü iyi arkadaşlardı ve mümkün olduğunca birlikte hareket etmeye çalışıyorlardı. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Aslan’ın uyuşturucu baronuyla makamında görüşmesinin ardından tutuklanması kırılmayı derinleştirdi. Avcı, bu işi cemaatin yaptırdığına inanıyordu. Aslan’a kefil olduğunu kamuoyuna açıkladı. Savcılığa verdiği ifadede ise geri adım attı. “Emin Aslan yapmamıştır diyemem” noktasına geldi.
MİT’in başına geçmek istedi
Hanefi Avcı açısından son kırılma ise beklediği dört makamla ilgili oldu. Önce Emniyet İstihbarat Başkanlığı görevine atanmak istendi. Ardından Celalettin Cerrah’ın yerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gelmeye çalıştı. Burası olmayınca bu kez Ankara Emniyet
Müdürlüğü için kulisler yaptı. En önemli ve son hamlesi ise MİT’in başına geçmek istemesiydi. Türkiye’de bu makama gelebilecek tek kişinin kendisi olduğunu düşünüyordu. Tüm bu beklediği makamlar olmayınca Avcı, cemaatin kendisinin önünü tıkadığını düşündü. Askerlerin YAŞ sürecinde eski konuma gelip, kendilerinden hesap soracağını analizinde bulunmasıyla da askere yakın durmaya çalıştı. Dün savunduğu hatta tanık olarak savcılara belge ve ifade verdiği olayları, bugün inkar etmeye başladı.
Hanefi Avcı için son kırılma noktası, beklediği dört makamla ilgili oldu. Avcı, MİT’in başına geçmek istiyordu.
Kitapla ilgili haberlerin gazetede yer alması üzerine Hanefi Avcı’yı aradım. Kendisinden röportaj talebinde bulundum. Avcı “bir hafta sonra görüşelim” dedi. Umarım yazdıklarımdan ve tartışmalardan dolayı Avcı sözünden caymaz. 2003-2005 yılları arasında bizzat içinde bulunduğu darbe planlarını engelle süreciyle ilgili yer, zaman ve mekan belirterek soracağım yüzlerce soruya cevap verir.
http://www.8sutun.com/Hanefi-Avcı-bu-kitabı-neden-yazdı-_89338.html
Selami Şahin’in yiğeni Beste Tuncer’de müzik dünyasını seçti. Aynı zamanda da Türkiye, Buz Pateni Şampiyonu olan Beste Tuncer romantik ve aşk şarkıları yorumluyor.
Selami Şahin’in yiğeni ve aynı zamanda da Türkiye Buz Pateni Şampiyonu olan Beste Tuncer de şarkı söylemeyi seçti. İlk albümü ‘Yürü Yürü’ ile müzik dünyasına giriş yapan Beste Tuncer, romantik ve aşk şarkıları seslendiriyor. Selami Şahin imzalı şarkıları ile müzikseverlerin gönlünde taht kuracak olan Beste, “Ben müzik ile büyüdüm. Müzik olmadan yaşayamam. Şarkı söylemek dünyadaki en büyük zevklerimden. Ailem ve Selami Şahin de bana her konu da destek …